ŞİİR BÜYÜK ZEKÂLARIN RÜYALARIDIR. (Lamartine)
NAZIM: Hecelerin sayısı, vurgusu, uzunluğu ve kısalığı gibi herhangi bir bakımdan ritim meydana getirecek şekilde kullanarak oluşturduğumuz sözcükleri düzenli dizerek düşünce ve duygularımızı anlatma yoludur.
Nazımla yazılmış eserlere manzum eser, küçük bir manzum esere de manzume denir.
ŞİİR: Şiir, nazımdan daha üstündür. Çünkü ahenkle dizilmiş her söz şiir olarak kabul edilemez. Şiir, anlamın belli bir disiplin içinde etkili bir biçimde dile getirildiği bir bütündür.
MENSUR ŞİİR: Duygu, düşünce, yaşam ve hayallerimizi şiir inceliğinde anlatan düz yazı türüdür. İlk örnekleri Şinasi’nin Batı’dan yaptığı şiir çevirilerinde görülür. İlk defa ve en güçlü şekliyle Halit Ziya Uşaklıgil tarafından Mezardan Sesler kitabıyla kaleme alınmıştır.
ŞİİRİN UNSURLARI
ŞİİRİN İÇ YAPI ÖZELLİKLERİ
1) KONU VE TEMA
TEMA (İZLEK): Ana duygu. Eserde iletilmek istenen mesaja “tema” denir. bir şiirde yoğun olarak işlenen duygular ve hayaller şiirin temasını oluşturur.
KONU: Şiirde işlenen temalar soyut bir kavram veya düşüncedir, bu soyut kavramlar şiir dışında da vardır. Şiirle somutlaştırılan temaya da “konu” denir.
Ölümün konu edildiği bir eserde “ölüm karşısında duyulan hüzün”, bu eserin teması olarak ifade edilebilir. Bir şeyin edebiyat eserine konu edilmesi için, bir yazar veya şairin o konuyu seçmiş olması yeterlidir. Oysa tema, edebî şahsiyetin sanatçı yönünün, yorumlama gücünün bir göstergesidir.
2) DİL VE ÜSLUP (BİÇEM) ÖZELLİKLERİ
Şiir de düz yazı gibi okuyucuya bir şeyler anlatmak için yazılır ama düz yazı ile şiirin anlatım özellikleri farklıdır. Günlük dilde kullanılan sözcükler alışılmış olandan daha farklı bir yapı ve anlamla girerler şiire.
Özgün bir şiir her seferinde yeniden yaratılan daha öncekilerden ayrı olmayı gerektiren, soyut içerikli, öznel, duygulandırıcı, şairin az çok yalnızca kendisinin yorumlayabileceği bir iç dünyanın ürünüdür.
Özgün biçemle yazılan bir şiir şairin adı yazılmasa da tanınabilir. Üslup (biçem) bir şair için gizli imzadır. Şiiri şiir yapan sadece içeriği değil şairin üslubu ve özgünlüğüdür.
3) SÖZ VE ANLAM SANATLARI
Edebiyatın malzemesi dildir. Dil mecazlarla zenginlik kazandırır. Edebi sanatlar, şiirde ifade genişliği, etkileyicilik, güzellik ve özgünlük sağlamaya yarar. Edebi sanat, şiiri ölümsüzleştirir, güzelleştirir ve bayağılıktan kurtarır. (Daha sonraki derslerimizde konu ayrıntılı olarak işlenecektir.)
ŞİİRİN DIŞ YAPI (BİÇİM) ÖZELLİKLERİ
1)ÖLÇÜ (VEZİN):
Bir şiirin her bölümünün hecelerin sayısı yönünden hecelerin uzunluk ve kısalıkları yönünden denkliğine dayanan ve şiirde dış ahengin ögesi olan söz uyumudur.
A) Hece Ölçüsü:Dizelerdeki hece sayısının eşitliğine dayanır. Millî ölçümüzdür. En çok 7’li, 8’li ve 11’li kalıpları kullanılmıştır. Şiirde söyleyişi kolaylaştırmak ve vurguyu sağlamak amacıyla parçalara ayrıldığı yerlere durak Halk ed. ürünlerimizin tamamına yakını heceyle yazılmıştır.
B) Aruz ölçüsü:Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşuna göre düzenlenmesidir. Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir. Araplardan İran’a, oradan da Türk edebiyatına geçmiştir.
İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.
Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır.
Vasl (Ulama):Kapalı heceyle biten bir sözcüğün kendinden sonraki sözcüğe eklenerek açık hâle gelmesidir: Akşa moldu
Med: Uzun hecenin daha uzun okunması. Bir buçuk hece olması.
Takti:Aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerde, dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma.
Çatma, kurban / olayım çeh / reni ey naz / lı hilâl,
_ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
Türk ed. aruzla yazılan ilk örnek: Kutadgu Bilig –Yusuf Has Hacip
C)Serbest Ölçü:Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz.
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
2) UYAK (KAFİYE)
Dize sonlarındaki ses benzerliğine uyak ( kafiye) denir. Uyak, dize sonlarında anlam ve görev yönünden farklı sözcük, eklerden ya da seslerden oluşur.
Uyak (Kafiye) Türleri
REDİF: Dize sonlarında, uyaktan sonra gelen aynı anlamdaki sözcüklere ya da aynı görevdeki eklere denir. Bundan anlaşılacağı gibi, rediflerin bir bölümü sözcük, bir bölümü de ektir.
Gündüzler size kalsın, ver in karanlıkları
Örtün, üstüme örtün ser in karanlıkları (Necip Fazıl Kısakürek – Kaldırımlar)
YARIM UYAK: dizelerin sonlarındaki tek ünsüzün benzerlik göstermesidir.
Akşam olur kuşlar konar dallara
Susamış yıldızlar inci göllere
TAM UYAK: Dizelerin sonlarındaki bir ünlü, bir ünsüzün benzerliğidir.
Hörü melek var mı senin soyunda
Kız nazarım kaldı usul boyunda
ZENGİN UYAK: dize sonlarındaki ikiden çok ses benzerliğine dayanan kafiye çeşitlerine zengin uyak (zengin kafiye) adı verilir.
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
Soğuk bir mart sabahı buz tutuyor her soluk
TUNÇ UYAK:Birbiri ile uyaklı sözcüklerden biri, diğerinin içinde aynen yer alırsa tunç kafiye oluşur. Tunç uyak, bir zengin uyak türüdür.
Mademki benli hayat sana kafes kadar dar
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar (Cemal Safi)
CİNASLI UYAK: Dize sonlarında anlamları farklı, sesleri aynı (sesteş) sözcükler, cinaslı uyak (cinaslı kafiye) oluşturur.
Bilmem ki yaz mı gelmiş Ya ümit sizsiniz
Niçin açmış gül erken Ya da ümitsizsiniz
Aklımı kayıp ettim Ya çare sizsiniz
Nazlı yarim gülerken Ya da çaresizsiniz (B.Necatigil)
UYAK DÜZENLERİ (UYAK ÖRGÜSÜ / ŞEMASI)
Düz Uyak:
a-a-a-a veya a-a-b-b veya a-a-a-b (koşma tipi)
Çapraz Uyak:
Artık inan bana muhacir kızı a
Dinle ve kabul et itirafımı b
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı a
Alev alev sardı her tarafımı b (Sezai Karakoç)
Sarmal Uyak:
İhtiyar elini bağrına soktu a
Dedi ki: “İstanbul muhasarası b
Başlarken aldığım gaza yarası b
İçimden çektiğim bu kanlı oktu” a (Ok- Yahya Kemal Beyatlı)
Mani Tipi Uyak:
Bu dağlar olmasaydı
Çiçeği solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri
Ayrılık olmasaydı
Örüşük Uyak: Servet-i Fünun döneminde terzarima nazım şeklinde ilk örnekleri görülür: aba, bcb, cdc, ded,…
3)NAZIM BİÇİMİ (ŞEKLİ)
Manzumeye ölçü, uyak dizilişi, nazım birimi, birim sayısı gibi özellikler bakımından verilen addır. Nazım biçimleri edebî dönemlere göre birbirinden farklı adlar alır.
A) SÖZLÜ EDEBİYAT NAZIM BİÇİMLERİ
Sagu Sav Destan Koşuk (SOS DÖK şeklinde ezberlenebilir.)
B)HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Âşık edebiyatı Tekke edebiyatı Anonim edebiyat (ATA)
ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Türkü, Koşma, Semai, Varsağı, Destan (TEK SEVDA)
Koşmanın konularına göre çeşitleri: Güzelleme, Koçaklama, Taşlama, Ağıt
TEKKE EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Şathiye, Nefes, Deme,Devriye, İlahî, Nutuk
ANONİM EDEBİYAT NAZIM BİÇİMLERİ
Türkü, Ağıt, Mani, Ninni
C) DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Beyitlerden oluşanlar:Gazel, Mesnevi, Kaside, Kıta Müstezat (GÜZEL MEKKEM)
Dörtlüklerden oluşanlar: Murabba, Şarkı, Tuyuğ, Rubai (MÜŞTERİ)
Bentlerden oluşanlar: Terkib-i bent, Terci-i bent
(Beşlilerle kurulanlar: Muhammes, Tardiye, Tahmis, Taştir)
(Altılılarla kurulanlar: Müseddes, Tesdis)
D) BATI EDEBİYATINDAN ALINAN NAZIM BİÇİMLERİ
Sone, Terzarima, Triyole, Balad,Serbest Müstezat
4) NAZIM BİRİMİ
Manzum söz veya şiirin en küçük dış yapı birimi olan bu terim, nazım parçalarının mısra sayıları anlamına gelir. Mısra (dize), beyit, bent, dörtlük nazım birimi başlığı ile adlandırılır. Halk şiirinin nazım birimi dörtlük, Divan şiirinin nazım birimi beyit, modern Türk edebiyatının ise dizedir.
1.Mısra (Dize): Anlamın tek dizede toplanmasıdır. En küçük nazım birimidir.
Dize birimiyle yazılan şiirlerde konu bütünlüğü vardır. Dize birimiyle yazılan nazım biçimler:
a) ikili, b) terzarima, c) sone, d) dörtlü, e) balad
Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm. (Haydar Ergülen)
Şairler ekmek yiyor, fırıncılar şiir okumuyor. (H.Avni Dede)
Mısra-ı Berceste: Berceste “sağlam,seçilmiş” demektir. Öz ve biçim bakımından atasözü gibidir, dilden dile dolaşır.
Bu meclis böyle kalmaz mestler mahmur olur bir gün (Veysî)
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi (Kanuni Sultan Süleyman)
Mısra-ı Azade: Herhangi bir manzum parça içinde olmayan, şiirden alınmış fakat gücü dolayısıyla şiirin diğer mısralarını unutturmuş tek mısraya denir.
Ne arasan bulunur derde devadan gayri (Sultan II. Mahmut)
Türkçe ağzımda annemin sütüdür (Yahya Kemal)
2)Beyit: İki mısradan oluşan Divan ed. nazım birimidir. Beyitte anlam bütünlüğü son derece önemlidir. Beyit nazım birimiyle yazılan nazım şekilleri: a) gazel
- b) kaside c) müstezat d) mesnevi e) kıt’a
Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne (Rasih)
Ger derse Fuzuli ki “güzellerde vefâ var”
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır Fuzuli
3)Dörtlük: Bu birimde anlam dört dizeye yayılmıştır. Ulusal nazım birimidir. Halk edebiyatında dörtlüklere hane, dörtlüklerin tümüne birden de katar denir. Dörtlük birimiyle yazılan nazım biçimleri: mani, koşma (güzelleme, koçaklama,taşlama,ağıt), semai, varsağı, destan; ilahi, nefes, deme, şathiye; rubai, tuyuğ, murabba, şarkı.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir (Cahit Sıtkı Tarancı)
4) Bent:Her hanede değişen birtakım dize kümeleriyle bunların sonunda değişmeden yinelenen her tek dize ya da dize demetinin bileşiminden oluşur.
Kavuştaklı nazım biçimlerinde her hanede değişen dize kümelerine bent, yinelenen dize ya da dize kümesine kavuştak denir. Divan edebiyatında kavuştağa nakarat adı verilir.
Kavuştaklı nazım biçimleri: türkü, ninni, tekerleme; terkib-i bent, terci-i bent, muhammes.
Not: Edebiyatımızda 3 ile 10 mısra arasında değişen nazım parçaları bend olarak adlandırılır.